« Önceki ::

« Önceki ::



herşey

• 10/8/2007 -

http://Avuntu.blogcu.com Mehmet  arkadaşım beni sobelemiş. Kendisine teşekkür ediyorum. Ben de yerimseniyemek.blogcu.com ile sihirlimakas.blogcu.com arkadaşlarımı sobeleyerek soruyu yanıtlamalarını rica ediyorum.

 

SORU: Bu dünyadan göçerken, arkanızda ne bırakmak istersiniz?

Yanıtım: Bu soru daha önceleri sorulsaydı; ilk aklıma gelen resim yapmayı çok seviyorum çok ünlü bir ressam olmak isterdim derdim. Edebiyatı çok seviyorum, iz bırakmış bir yazar ya da şair olmak isterdim cevabı verebilirdim. 

Hamaktan düştüm. Sağlığın ne kadar önemli olduğunu, çok  zor günler geçirince şu dört gündür daha iyi anladım. Oturmak ne kadar önemliymiş meğerse...  Keşke sağlık için bir şeyler yapabilseydim...

Benim şu an yapabileceğim, iyi bir insan olmak, elimden gelebilecekleri etrafımdakilere sunabilmek. Geriye iyi yetişmiş çocuklar ve bir sürü dost bırakabilmek...

 

 

 

Şimdi sıra http://yerimseniyemek.blogcu.com ile http://sihirlimakas.blogcu.com'da...

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 25/5/2007 - DENGELERİN BOZULMASI

KÜRESEL ISINMA VE BİZ

 

Küresel ısınma deyince hemen iklim değişiklikleri aklımıza geliyor.  Elbette iklim değişikliği küresel ısınma sonucudur. Havanın kimyasal yapısının bozulması gibi de ciddi bir sorunla da  yüz yüzeyiz. Buna yapı gereği dayanamayan bitkiler ve hayvanlar göz göre göre yok oluyor.

 

Peki bu küresel ısınma neden oluyor? Tabi ki biz insanlar yüzünden. Sanayileşme başladıktan sonra insanoğlu doğanın dengesini bozmuştur. Sera gazları atmosferde artmış ve havadaki karbon miktarı da tırmanışa geçmiştir. 1800 yıllarına kadar atmosferdeki karbon miktarı aynı kalmış. Sanayi devrimiyle birlikte havanın karbon oranı yükselmeye başlamıştır. Yani bu karbon emisyonları sera gazlarıyla birlikte atmosferin de sıcaklığını hızla artırıyor.

 

Ağaçlar karbondioksiti alıyor, karbonu tutup oksijeni geri veriyordu biz ormanları kestik, sulak alanları kuruttuk, yeşil alanları yok ettik tabi ki sera gazlarını yok eden etmenleri ortadan kaldırdıkça bunları yaşamak kaçınılmaz oluyor. Karbonun dengesini bozmakla suyun dengesini de bozmuş olduk. Ormanlar yok oldukça yağış da ya azaldı yada yağmayan yerlerde çoğaldı. Bir bardak içtiğimiz su daha önce sekiz kişi tarafından içilmiş sudur diyor bilim adamları, bu döngü bozuluyor artık. 100 binlerce yılda bir derece ısınan dünyayı, sadece 100 yılda bir derece ısıttık, ne kadar korkunç.

 

Tarımsal ilaçların da çevre ve su kirliliğine verdiği zararları düşünmek ve ona göre hareket etmek gerekir. Gelecek nesillere tarım alanlarımızı çoraklaşmadan, tuzlanmadan ve bina yapmadan bırakın diye bas bas bağırıyor bilim adamları. Onların gıda ve su ihtiyaçlarını karşılamaları için bunları yapmak insanlık vazifemizdir.

 

Çöplerden çıkan metan gazını geri kullanmalıyız. Çöpler metan gazı açığa çıktığı için kokuyor.  Metan gazı kullanılmadığı içinde çöpler patlıyor. Olumlu hale çevrilebilecek işler bizde felakete dönüşüyor, çöpler patlıyor insanlar ölüyor. Zaten sadece bizde çöpler kokuyor ve ayıklanmadan karışık toplanıyor.

 

Rüzgar ve güneş gibi enerji kaynaklarını kullanmalıyız. Son 10 yılda Türkiye’de küresel ısınmayla ilgili neler oldu dersek. Süphan ve Nemrut gibi dağların tepesindeki buzullarda erimeler oldu. Kuraklık ve orman yangınları oldu. Tarımsal haşereler ve böceklerde artış var. Tropik hastalıklarda artış var sıtma gibi. Ölümcül sonuçlanan kene ısırıkları, susuzluk. Enerji üretiminde ve sulamada problemler, tarımsal kalitede ve üretimde düşüş tabi buna dayanan fiyat artışları ve kıtlık. Kuraklık nedeniyle kış turizminde sıkıntı. Bazı bölgelerde şiddetli yağış dolayısıyla yaşanan seller. Türkiye’de üç önemli felaket bekleniyor: kuraklık, ani seller ve deniz seviyesinin yükselmesi. Deniz seviyesi yükseldiği zaman tatlı sulara deniz suyunun karışması tehlikesi ortaya çıkıyor. Bu da kıyılarda erozyon tehlikesi demektir. Deniz seviyesi 10 cm. yükselirse 10 metre kıyı yok olacak demektir.

 

Yaşanacak felaketlere; nüfus artışı, ülke gelişmişliğinin artması buna bağlı olarak harcanacak petrol, fosil yakıt, doğalgaz, kömür gibi etkenler sebep olacaktır, yani hızlandıracaktır.

 

Dünyanın bugün yaşadıklarından hepimiz sorumluyuz. Artık bir şeyler yapma zamanı gelmiş ve geçiyor.

 

İş Dergisinde Küresel ısınmayla ilgili yazıyı ve Prof.Dr. Mikdat Kadıoğlu ile yapılan ropörtajı okuduğumda,oradaki önemli bilgileri aktarmak ve fikirlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Bizim yapabileceğimiz  şeyleri de dergide belirtmişler. Ben de burada derginin belittiği 10 önemli ayrıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. İş Dergisi, İş Bankasının iç yayın organıdır, beni bilgilendirdiği ve bu konuyu sizlerle paylaşmama vesile olduğu için İş Dergisi yöneticilerine ve çalışanlarına teşekkür ederim. Burada bu yazıyı yazma sebebim, birinci maddede belirtilen konuyu da uygulamaya çalışmamdır.

 

  1. Bilgilenin: İklim değişimi sorununu ve çözüm yollarını doğru kaynaklardan öğrenerek, çevrenizdeki insanlarla paylaşıp yetkili makamlardan çözüme yönelik istekte bulunabilirsiniz.

 

  1. Ağaç dikin: Bahçeniz varsa bahçenize, yoksa evinizin etrafına veya komşularınız ile birlikte yerel yönetimlere başvurarak yollara, vb boş yerlere ağaç dikin.

 

  1. Enerjiden tasarruf edin: Evinize ısı yalıtımı yaptırın, kışın eviniz sıcak olunca serinlemek için pencerenizi açmayın; kaloriferi kısın. Isıtıcıyı daha çok açmak yerine sıcak tutacak giysiler giyin. Normal ampulleri floresan veya tasarruflu ampuller ile değiştirin. Böylece yılda 1.5 ton sera gazı üretmemiş olursunuz. Kısa duşlar alın. Suyu mümkün olduğu kadar az tüketin. Çamaşır çoğalmadan çamaşır makinesinde yıkamayın. Klimayı açmak yerine güneş geldiğinde perdeleri kapatın, hafif ve bol giysiler giyin gerekirse vantilatör kullanın.

 

  1. Elektrikli aletleri düğmesinden kapatın: Kullanmadığınız anda elektrikli aletleri düğmesinden kapatın. Şarj aletlerini saatlerce fişte bırakmayın. Nadiren kullanılan aletleri fişlerinden çıkarın. Böylece ailece karbondioksit emisyonunuzu yaklaşık olarak %10 veya daha fazla azaltabilirsiniz.

 

  1. Alışverişinizi olduğunuz yerde yapın: Yerel mağaza, alışveriş merkezlerinden ve pazarlardan alışveriş yapın. Yerli malı kullanın. Alışveriş yapmak için seyahat etmek sera gazlarını artırır. Ayrıca dışarıdan getirilen malları, taşıma araçlarının fosil yakıt kullanarak getirdiğini unutmayalım.

 

  1. Daha az ve kısa mesafelere seyahat edin: Zorunlu olmadıkça tatil için uzak mesafelere gitmemeye çalışın. Evinizin etrafında 3 km.lik mesafeleri yürüyün veya bisiklete binin. Toplu taşıma araçlarını kullanmaya çalışın. Otomobiller çok hızlı sürülmediğine  daha az benzin yakar, unutmayın.

 

  1. Güneş enerjisi kullanın:  Güneş enerjisi doğanın dengesini bozmaz. Güneş enerjisi ile sıcak su elde edebilir, evinizi ısıtabilir ve de elektrik enerjisi üretebilirsiniz.

 

  1. Yemek pişirmesini öğrenin ve evinizde yiyin: Evde yemek yemek ekonomik olduğu kadar seyahat etmeyeceğiniz için fosil enerjisinden de tasarruf sağlayacaktır.

 

  1. Az tüketin, yeniden kullanın, geri döndürün: Plastik kullanmayın. Çöp üretimini azaltın. Aşırı paketlenmiş ürün almayın. Mevcut plastik poşetleri tekrar tekrar kullanmaya çalışın. Ürün ambalajları ve plastik torbalar geri dönüşümlü olmasına dikkat edin. File kullanımını tekrar geri getirmeye çalışalım. Çöpleri asla yakmayalım.

 

  1. Karar vericilere yazın: Birey olarak bu maddeleri uygulayarak önemli fark yaratabiliriz. Aynı zamanda idareciler, sanayiciler de üzerlerine düşen görevleri yapmalı. Bu nedenle küresel iklim değişimi hakkındaki düşüncelerinizi gazetelere, belediye başkanlarına, milletvekillerine ve hükümet üyelerine bildirin. İsteklerinizi iletin. Sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına da katılın. Bu konuda duyarlı olduğunuzu gösterin.

 

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 7/5/2007 - SANATA DAİR

TEKNOLOJİ BU KADAR İLERLERKEN İLERKİ YÜZYILLARDA SANATIN HAYATIMIZDAKİ YERİ NE OLACAKTIR , ACABA SANAT YOK MU OLACAKTIR  DİYE BİR SORU SORSAM....

 

NE DERSİNİZ????

 

Öncelikle ben nacizane fikrimi belirteyim.

İnterneten gazete okumak, beğendiğimiz bir kitabın bütününe ulaşmak hiç de zor değil. Bilgisayar ortamında beste yapmak, resim yapmak bunlar bu günkü ortamda bile rahatlıkla yapılabilen şeyler. Bilim geliştikçe çıkabilecek sonuçlar beni artık korkutuyor. 

 

İnsanoğlu hep gelecek için yaşamıştır. Her davranış geleceğe yöneliktir. Bilim dünyasının ne kadar geliştiğini son yıllara bakarsak daha iyi anlarız, farkı görmemek mümkün değildir. Bilim adına çalışmalarda yani eğitim için harcanan zamanlardan sonra, yaşam mücadelemiz için harcanan yorucu zamanlardan sonra sanat hep bir kaçıştır. Ruhumuzun beslenmesi ancak sanatla mümkündür. Bana göre sanatla uğraşmayan insanlar hayatı yarım yaşayanlardır.

 

Teknoloji ilerledikçe sanata ihtiyaç duymama gibi bir durumun olamayacağı kanısındayım. Ya da temenni ediyorum. Ben gazetenin kitabın o, kendine has güzel kokusuyla yaşamak istiyorum.

 

Sanat yok olmaz ancak şekil değiştirebilir diye düşünüyorum...

 

Sizin de bu konuda fikirlerinizi yazmanızı rica ediyorum.

Sevgilerimle...

 

 

 

 

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 7/3/2007 - TÜM KADINLARIMIZIN KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN...

DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...

 

                                                                                    

 

"İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?"

 

Mustafa Kemal ATATÜRK

 

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 20/2/2007 - Hişşşttttt... ÇOCUK İSTİSMARINI KINIYORUM!

 

 

SEN TÜRKÜ SÖYLE VE GÜLÜMSE

sen türkü söyle ve gülümse küçüğüm,
çünkü sesinin ırmağıyla yeşerecek hasretin bozkırları

 

Ahmet Telli

 

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 20/2/2007 - GİDİŞİN

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 18/2/2007 - MAZİDEN BİR KARE

Hüzün mutluluk verir mi insana? Evet, ben sararmış yapraklardan ve sisli puslu havanın yarattığı hüzünlü görüntüden ötürü mutluyum.

Varoluşlarını sürdürebilmek için sıkı sıkıya üzerinde bulundukları dala sarılan yapraklar gibi, doğup büyüdükleri ormanlardan, doyasıya yaşadıkları özgürlüklerinden vazgeçmemek için tekniğin en ileri araç gereçlerine kafa tutan, mücadele eden hayvanlar, karnıdoymadan memeden ayırılmaya çalışılan çocuklar gibiyim. Kendimden ayrılmak istemiyorum. Ben bir yaprak, bir hayvan, bir bebek gibi yapıştım kendime, benliğime. Kopmak istemiyorum.

 

(Bu satırları yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşım karalamıştı. Benim için çok değerli bu yazıyı yıllardır saklıyorum. Belki kendisi bu satırları hiç hatırlamıyordur. Canım arkadaşım eğer hatırladınsa bir yorum gönder. Sana sürpriz yapmak istedim.) 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 7/2/2007 - BİR TELAŞTIR YAŞAMAK

YAŞAMAK TELAŞI

Hiç böyle ısınmamıştım;
Daldaki vişneye,
Vitrindeki aydınlığa,
Salça kokusuna mutfağımın,
Akan dereye, uçan buluta,
Hiç böyle ısınmamıştım yaşamaya.

                                         Edip Cansever

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 6/2/2007 - GEÇMİŞTE BİR AN

Bu kadar zor olan neydi bilemiyorum. Düşündükçe; kafamın boşalmış bir çuval gibi ayaklar altında güçsüz kemiksiz yığılmışlığı, zordu bazı şeylere başkaldırış. Ne kadar güçlüydüm, ne kadar kendime güveniyordum halbuki. Ya şimdi! Elime ayağıma benliğime söz geçiremiyordum. Kısa bir şoktu bu, kalbim yenilgisine rağmen  vücudum ve başım zafer kazanmış bir asker gibi dimdik yürüyecektim, yaşam korkacaktı, kenara çekilip yol verecekti biliyordum. Ya şimdi! gözlerim ağlamaktan isyanlarda, yüreğim hiç bu kadar şişmiş  miydi? Yorganımın kenarı bayağı ıslanmış göz yaşlarımla. Islaklık  yanağıma değdiğinde kızgın güneşte bir avuç su kadar beni ferahlattığına şaşıyorum işte diyorum ilk başımı okşayış.

Bırak artık bu sızlanmaları... Sen daha on üç on dört yaşlarında da hiç olmayacak şeyler için ağlamaz mıydın. O zaman keşfetmemiş miydin kendini acıtarak zehrini akıtmayı.

       Birkaç gün sonra yine her şey eskisi gibi olacak. Kimse bilmeyecek senin ağladığını, merak etme anlamayacaklar.  Hayat sürüp gidecek...


 [p1]

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 2/2/2007 - NEDEN

Neden

 

Yeter bitsin bu rüzgarın sesi

İçimi ürperten neydi

Cendereye sıkışmış

Çaresiz çırpınışlarda

Allahım yardım et duy sesimi

Ay ışığına sığındım karanlıklarda

Korkularımı gizledim

Gölgelerden ürperdim

Sabahlara kadar

Seni bekledim

Sabahlar olmadı

Olsada sen gelmedin.

 

                             nurgül

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

herşey

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

evkedisi
fatogelin
flood
turuncudunya
camurlueller
ayvalikli
nalish
agrimesaj
mutfaktayim
crnceren
ikincibahar34
asosh
tulince962
mugeninoltasii
sariay
sacbakimiyontemleri
sekerlivanilin
benyaziyorum
takiperileri
filizylmz
sepetim
gebelikveebebek
ellerefidanboylumellere
gmzorgu
candytaki
dekupaj
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:3
Son Sayfa | Sonraki Sayfa
ZİYARETCİ SAYACI 12.03.2007 .EKLENMİŞTİR...

« Önceki ::

« Önceki ::